coffee is the best reason for happiness

Kızıma Nasıl İngilizce Öğrettik?

Kızıma Nasıl İngilizce Öğrettik?

“I may be small but that doesn’t mean that I can’t beat you, daddy!”

“Let’s have slumber party. But first things first, anneanne!”

“Sorry, I didn’t do it on purpose…”

Yukarıda okuduklarınız şu an kızımın İngilizce konuşurken sarf ettiği cümleler. Kızım şu an 7 yaşında ve 3 yaşından itibaren İngilizce eğitimine başladı. Burada eğitim derken okullarda, kurslarda verilen bir İngilizce eğitiminden bahsetmiyoruz tabii ki. Peki nasıl bir eğitim verdik? Neler yaptık?

1.Onunla konuşun!

Dil öğrenmede ilk aşama çocuğun ana dilinden farklı bir dil olduğunu keşfetmesidir. Bu aşama ne kadar erken olursa o kadar avantajdır. Biz anne karnında bile 3 farklı dilde metinler, şarkılar dinletirdik kızıma. Aylık bebekken İngilizce şarkılar söyledim ona. Bu anlamda dile maruz kalmak, yani küçük bir çocuk için dili bolca duymak çok önemlidir.

İlk olarak çocuğunuza küçük küçük talimatlar verin ve bu talimatları bolca tekrarlayın. Örneğin biz kızımıza “Open the door”, “Come here”, “Give me the book” gibi kısa talimatları vücut diliyle destekleyerek ve gittikçe talimat sayısını arttırarak haftalarca söyledik. 1.hafta sonunda kızım “Open the door” talimatına Türkçe olarak “Kendim açamıyorum ama” diye karşılık verdi. Demek ki anlıyordu…

2. Şarkılar dinletin ve mümkünse ona bu şarkıları söyleyin.

Çocuklar dili en iyi şarkılarla öğrenirler. Youtube’da bu konuda çok video var. Hem görsel hem işitsel olarak çocukların dikkatini çeker. Bu şarkılar temel ifadeleri içeren nursery, yani kreş çağındaki çocukların dinlediği şarkılar olmalı. Nursery rhymes olarak da bilinirler. İngiliz yayınevlerinin de (Oxford, Cambridge gibi) videoları çok başarılı. Bu şarkıları mümkünse siz ona söyleyin. Bu konuda bir başka tavsiyem 3-5 şarkı belirleyip tüm hafta boyunca aynı şarkıları defalarca dinletmeniz. Tekrar çok önemli. Ve tabi şarkıların dil anlamında zorluk derecesi de gittikçe artmalı.

3. Mümkünse evinizde Türkçe yayın olmaması.

Bizim evimizde TV var ancak TV yayını yok. Uygun gördüğümüz yayınları internetten indirip televizyondan izletiyoruz. Eğer Türkçe gibi çocuğunuzun anlayacağı bir alternatif olursa, İngilizce yayınları izlemeye direnecektir. Benim kızım da direndi. Ama evde Türkçe yayın olmadığı için bizim indirdiklerimize mecbur kaldı. Şu an yabancı çizgi filmleri Türkçe yerine İngilizce olarak izlemek istiyor.

Çizgi filmlerin seviyesi de aynı şarkılar gibi giderek artmalı. Çok basit bir dille hazırlanmış kısa çizgi filmler mevcut. Bu anlamda yine İngiliz yayınevlerinin videolarından faydalanabilirsiniz.

Burada TV izletme konusunda tedirgin olabilirsiniz. Haklısınız, çocuklarımız çok fazla TV izlememeli. Ama TV saatlerinde Türkçe yerine İngilizce izlemeleri bile fark yaratacak emin olun.

4. Ona İngilizce kitap okuyun veya masal anlatın.

Biz kızımıza hem Türkçe hem İngilizce çok fazla kitap okuduk. İngilizce kitap okurken seçtiğiniz metinler kısa olmalı ve onun ilgi duyduğu şeyler hakkında olmalı ki çocuğunuz sıkılmasın. Ayrıca ses tonunuzu değiştirerek, karakterleri konuşturarak ve hikayenin sonuna merak uyandırarak bu aktiviteyi eğlenceli hale getirmeniz mümkün. Öncelikle siz bundan keyif almalısınız ki çocuğunuz da keyif alsın.

5. Kelime kartları kullanarak kelime sayısını arttırın.

Resimli kelime kartları ile çok güzel oyunlar oynayabilirsiniz. Yukarıdaki resimde bizim kullandığımız kartlar var. Bu kartlar gayet kalın mukavvadan. Dolayısıyla yırtılmıyor. Kızım ağzına bile aldı ama sağlam kaldılar. Veya tabletlerde çok güzel uygulamalar var. Bunlardan da faydalanabilirsiniz.

Biz kızımla bu kartları kategorize ettik. Biz ne olduğunu sorduk, o söyledi. Bilemediklerini ayırdık, bir daha çalıştık.  Tabi tüm bunlar bir “oyundu” onun için. Bu noktada en önemli uyarım şu olacak: sadece kelime olarak öğretmeyin. Yani “car”, “tree”, “pen” değil; “It’s a car”, “This is a tree” şeklinde cümlelerle öğretmelisiniz. İlerleyen günlerde bu cümleler “It’s a blue car”, “It’s a tree in the park” gibi gelişerek devam etmeli.

6. Sabırlı olun.

Tüm bunları yaptınız, çocuğunuz sizi anlıyor, kelime biliyor, ancak hiç İngilizce konuşmuyor mu? Bu çok normal. Sözlü üretim dil öğreniminde en son gelen şey. “Anlıyorum, ama konuşamıyorum” diyenleri duymuşsunuzdur. Çocuğunuz için de bu geçerli. Ama hiç beklemediğiniz bir anda sizi çok şaşırtacak. Benim kızım eline kitabı alır, kendi kendine resimlerine bakarak hikayeler uydururdu. Bir gün bunu İngilizce olarak yaptığı dikkatimi çekti. Durup belli etmeden dinledim ve kurduğu cümleleri duyunca inanamadım. Ancak benim dinlediğimi farkedince sustu. Dolayısıyla konuşmaya çekinebilir de. Sabırlı olmalısınız. Sonuçta konuşamasa bile duyduğunu anlıyor, kelime biliyor ve dile ilgi duyuyor. Bu bile çok değerli.

7. Ne zaman bizimle konuşacak?

İnanın, bunu bilemezsiniz. Bu noktada çocuğunuz aslında konuşmaya hazır ama henüz onu tetikleyecek şey karşısına çıkmadı. Benim kızım bizimle veya kendisiyle İngilizce konuşmaya çalışan gerek Türk gerek yabancı kişilerle konuşmaya çekiniyordu. Ben de onun dilini açacak muhteşem kişiyi bekliyordum. Açıkçası bu kişinin bir öğretmen olacağını düşünüyordum. Öyle bir öğretmen gelecek ki, kızımı konuşturacak. Ama sihirli güç hiç beklemediğim bir yerden ansızın geldi. Youtube’da İngilizce videolar izlerken, oyuncak bebekleri konuşturarak bir hikaye oluşturan video serisi denk geldi. Kızım o videoların hepsini izledi ve çok eğlendi. Bir gün kendi bebeklerini eline alıp başladı konuşturmaya. Bunun sonrasında bizimle de başkalarıyla da rahat rahat konuşmaya başladı. Dili çözülmüştü…

8. Kızım şu an hangi seviyede? Biz şu an ne yapıyoruz?

Şu an sinemada gösterime giren animasyonları dublajsız olarak gayet rahat anlayabiliyor. Anlayamadığı bir ifade veya cümle olduğunda bize İngilizce olarak ne demek olduğunu sorabiliyor. Yabancı arkadaşlarımızla Whatsapp üzerinden telefon görüşmeleri yapabiliyor. Peki ne yapamıyor? Mesela konuşurken geçmiş zamanı her zaman kullanmıyor. Yani kısacası dil bilgisi eksik. Bunu da okulda öğrenecek inşallah.

Biz artık dinleme ve konuşmadan ziyade okuma ve yazma üzerinde duruyoruz. İngilizce kitap okutuyoruz sesli bir şekilde. Ve kelimeleri yazmasını istiyoruz. Ancak yine zorlamadan, ödevmiş gibi hissettirmeden bunu yapmak çok önemli. Artık yavaş yavaş İspanyolca’ya da başladık zaten.

Benim şimdilik aklıma gelenler bu kadar. Tabi bunlar bizim yaptıklarımız. Eminim çok daha iyisini ve fazlasını yapanlarınız da vardır. Bize göre kızımızın İngilizce seviyesi şu an çok iyi. Ancak kızımdan yaşça daha küçük olup çok daha iyi bir seviyede olan çocuklar da vardır. Önemli olan bir yerden başlamak.

Eşim kızımın İngilizce konuşurken çektiği videoları İngilizce öğretmenlerinin olduğu bir sosyal ağda paylaştı ve sorular üzerine benim şu an yaptığım gibi paylaşımlar yaptı. Ancak bu noktada “Hava mı atıyorsunuz?” gibi komik tepkiler de aldı. Bu yüzden belirtmek isterim ki, amacım 7 yıllık emekten sonra kızımla gösteriş yapmak değil; bunun gerçekleşebileceğine olan inancınızı arttırmak ve bu konuda siz anne-babaları, hatta öğretmenleri motive etmektir.

Öneri, eleştiri ve yorumlarınızı bekliyorum. Sevgilerle….