coffee is the best reason for happiness

KEYİFLİ IZDIRAPLAR VE SAHTE NEŞELER

KEYİFLİ IZDIRAPLAR VE SAHTE NEŞELER

Izdırap ne zaman ızdıraptır ve neşeler nasıl sahte olur? Veya şöyle soralım: ızdırabı olumsuz, kötü, kaçınılması gereken sınıfına sokan, buna karşın neşeyi, mutluluğu ise peşinden koşmaya layık kılan ne?

Kendi derdime düştüğümde, gözüm kendimden, kendi hislerimden, kırgınlıklarımdan başka bir şey görmediğinde çektiğim ızdırap kötü elbet. Ama bir başkasının derdiyle dertlenmek, onun için koşturup didinirken yaşadığım ızdırap öyle mi? Bence değil.

Kendimi mutlu etmek adına yaptıklarım, aldıklarım, verdiklerim beni nereye kadar mutlu ediyor? Bir yere kadar…

Peki başkasını mutlu etsem, gözlerindeki sevinci, kalbindeki neşeyi görsem bunun etkisi ne kadar sürer?

Demek ki mesele ızdırap çekmek veya neşe içinde olmak değil, bunu neyin uğruna hissettiğinle alâkalı.

Demek ki çoğu kişisel gelişim kitabının veya sosyal medyada sıkça rastladığımız kişisel gelişim “gurularının” bize  dediği gibi “hep gül, hep mutlu ol”dan ibaret değil hayat.

Demek ki bizim dertli insanlara da ihtiyacımız var toplum olarak. Ama bir farkla! Kendinden ziyade, başka insanlar için dertli olana…

Bu benim kendim ile dertleşmemdi.  “Dert sahibi insan olmaktan korkma, kendi derdine düşmüş olmaktan kork” dedim kendime. Fena mı ettim?