coffee is the best reason for happiness

Dil ve Düşünce Yapısı Üzerine…

Dil ve Düşünce Yapısı Üzerine…

Bu yazının esas konusuna geçmeden önce biraz kendimden bahsetmem gerekiyor ki aşağıda yazdıklarım nereden çıkıyor daha iyi anlaşılsın. 12 yaşımdan beri İngilizce öğreniyorum ve hâlâ da öğrenmeye devam ediyorum. Çünkü  dil bitmeyen, tükenmeyen ve sürekli yenilenen, yaşayan bir olgu. Lisede dil bölümünde okuyup Ege Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü okudum. Formasyon aldım. Mezun olur olmaz Londra’da bir yıla yakın gönüllü öğretmenlik yaptım. Öğrencilerim ilkogretim seviyesinde idi ama 18 yaşa kadar danışmanlık yaptığım gençler de vardı. Londra’dan döndükten sonra İngilizce öğretmenliğine resmen başladım. Öğretmenliğimin 6.yılında TESOL, 7 yılında ise CELTA sertifika eğitimlerini aldım. 9.yılda ise İngiliz Dili Eğitimi alanında yükseklisans eğitimine başladım. Ders dönemi bitti şimdi tezimin son bölümlerinde takıldım kaldım. Yani aşağıda okuyacaklarınız tüm bunlardan çıkan bir iki düşünce kırıntısı…

Ben kullandığımız dilin düşünce yapımızı değiştirdiğinden bahsetmek istiyorum-ki zaten bu araştırmalarla da sabit. Hatta sadece bireylerin değil, toplumların da kullandıkları dil ile düşünce yapıları arasındaki etkileşimden bahsetmek mümkün. Dil ve düşünce denince ilk etapta aklımıza gelen “Düşüncelerimizi dil ile ifade ederiz, dolayısıyla düşünce dili şekillendirir” oluyor. Evet, doğru. Ancak bu işin apaçık görünen, bilinen, kabul edilen kısmı. Asıl satır aralarında yatan ve daha derin anlam taşıyan kısmı kullanılan dilin zamanla düşünce yapısını etkilediği ve değiştirdiği. Bunu olumsuz anlamda da söylemek mümkün. Ama ben bugün olumlu olan kısmına hafiften değinmek istiyorum. İngilizce’de en sevdiğim 5 ifadeyi sizinle paylaşacağım. Ve neden bu ifadeleri sevdiğimi, düşünce yapısına (bence) etkilerinden bahsedeceğim. Bu yazıda akademik araştırmalardan kaynak filan gösterme zahmetine girmeyeceğim çünkü burada akademik bir tartışma açmıyorum. Sadece kendi düşüncelerimi paylaşıyorum sizlerle sohbet havasında….

Gelelim İngilizce’de en sevdiğim 5 ifadeye…

1. Because why not? – Bu ifade Türkçe’ye çevrilince çünkü neden olmasın?” demek oluyor. Ancak Türkçe çevirisi kullanıldığı durumla ilgili yeterli bilgi vermiyor.  Yapıldığında anlamsız gibi görünen veya genel itibariyle duruma uygun görülmeyen birşey yaptığınızda, bunun sizin için kabul edilebilir olduğunu, bir sakıncası olmadığını anlatmak için “because why not?” kullanabilirsiniz. Örneğin kahvaltıda cheesecake yenilmesi genel yargılara göre olağandışı bir durumdur. Ama “I had cheesecake for breakfast today. Because why not?” gibi bir cümle kurduğunuzda bu alışılmadık durumun sizin için gayet olağan olduğunu ifade etmiş ve kendinizi yargılardan özgürleştirmiş (liberating) olduğunuzu ifade etmiş oluyorsunuz. Tam da bu yüzden  bu ifadeyi çok seviyorum çünkü herşeyin kabul edilebilir olduğu bu postmodern çağda yargılardan kendini soyutlamak ve” neden olmasın?” diye sorgulamak çok önemli bence. Tabii ki diğer insanların ve dünyadaki yaşamın düzenini bozmadığımız sürece. Yoldaki tekerlekli sandalye rampalarının önüne arabamızı park edip “because why not?” diyemeyiz 🙂

2. Literally – Mutluluğun, acının, hayatın genel olarak abartıldığı, büyütüldüğü bir çağda konuşurken kullandığımız ifadeler de çoğu zaman abartılı. Sevdim demiyoruz, hatta çok sevdim bile demiyoruz. “Bayıldım!” diye abartma ihtiyacı duyuyoruz çoğu zaman. Dolayısıyla literally dediğimiz zaman bu abartıdan arınmış, gerçek durumu ifade etmiş oluyoruz. Yani tepkilerimize gerçeklik katan bir ifade. Abartmıyorum, durum gerçekten böyle demiş oluyorsunuz. Mesela çok yorgun olduğunuzu ifade etmek için “I’m dying”, yani “Ölüyorum” diyorsunuz. Ama bunu “I’m literally dying” şeklinde ifade ettiğinizde gerçekten ölüyor olmanız lazım. Abartmıyorum, ölüyorum!

3. It’s just me – Bu ifade ise alçakgönüllü olmanın, herkesi olduğu gibi kabul etmenin, karşımızdakileri yargılamama davranışının dile yansıması adeta. Yaptığınız bir şeyden bahsederken veya bir alışkanlığınızdan söz ederken “but it’s just me” dediğinizde, “Bunu ben böyle yapıyorum, böyle olmak zorunda değil, siz başka türlü yapıyor olabilirsiniz, o da doğrudur” demek oluyor. Örneğin “I never wear strapless top but it’s just me” dediğinizde ” Ben askısız bluz asla giymiyorum ama bu sadece benim tercihim, siz seviyor olabilirsiniz” demiş oluyorsunuz. Bu gibi ifadeler dile yerleşip, kullanılmaya başlandığında zamanla bu davranış insanların karakterlerinde olmasa bile düşüncelerinin dilden etkilendiğine inanıyorum.

4. You know – Belki de İngilizce metinlerde en sık duyduğumuz ve farkında olarak veya olmayarak en çok kullandığımız ifade. Hatta bunu ‘filler’ olarak, yani cümle aralarını doldurmak için kullandığımız bir ifade olarak da görüyor olabiliriz. Anlamını, ne demek olduğunu veya ne anlamlar ifade edebileceğini hiç düşünmeden. Bizim toplumumuzda herşeyi biz biliriz. Cem Yılmaz’ın dediği gibi adres sorarsın kimse bilmiyorum demez. Bilmiyorum demek bizim toplumumuzda malesef bir zayıflık olarak algılanmakta. Halbuki you know ifadesi önemli ya da önemsiz herhangi bir konudan bahsetmeden önce bunu karşısındaki insanın bildiği varsayımı ile yola çıkmanın ifadesi: “You know, in my hometown everyone loves a good cup of coffee.”, yani  “Bilirsin, bizim memlekette herkes iyi bir fincan kahveyi sever.”  Halbuki nereden bilsin? Ama ben bilirim tavrı yerine, “bilirsin” diye söze başlamak bence insan ilişkileri ve dilin düşünceyi şekillendirmesi adına çok önemli.

5. Mindset – Bu kelime yukarıda saydıklarımdan biraz farklı. Çünkü bu bir ifade değil, bir kavram. Ama çok önemli bir kavram. Mindset, bir olgu hakkında kafamızda oluşturduğumuz düşünce ve yargıların tümünü ifade eden bir kavramdır. Örneğin “My mindset about healthy life has changed a lot recently.”, yani “Sağlıklı beslenme ile ilgili düşünce ve yargılarım son zamanlarda değişti.” Burada kastedilen mindset sağdan soldan duyduğumuz yarım yamalak bilgiler değildir. Bilinçli olarak oluşturduğumuz bilgi ve duygu birikimlerimizdir. Bence mindset kavramını öğrenince, duyunca ve bilince insan kendini hayat ile ilgili ve hayata dair önemli parçalarla ilgili bilinçli bilgiler ve yargılar oluşturmaya ve bu yolda kararlar almaya zorluyor veya hatta buna ihtiyaç duyuyor.  Okumayan, düşünmeyen toplumlarda mindset gibi bir kavram malesef yok veya varsa da bilinmiyor, kullanılmıyor. Günlük dilimize yerleşmesi ve dolayısıyla düşüncelerimizi değiştirmesi gereken kavramlardan biri de bence mindset. Ayrıca mindset ile ilgili birçok harika kaynak var. Bunlardan yararlanıp düşünce gücü ile hayatınıza yön verebilirsiniz.

Siz bana bu konularda katılıyor musunuz? Veya sizin de bana bu konuda verebileceğiniz örnekler veya önereceğiniz yeni ifadeler var mı? Lütfen benimle paylaşın olur mu?