coffee is the best reason for happiness

8. Alaçatı Ot Festivali Notları

8. Alaçatı Ot Festivali Notları

Alaçatı Ot Festivali özellikle son 2 yılda büyük ivme kazanmış, bilinirliği artmış ödüllü bir festival. Her ne kadar deli gibi kalabalık olacağını öngörebilsem de yılda 1 kez dünyanın en güzel yerlerinden birinde olan bu festivali kaçırmak istemedim. 06-09 Nisan tarihlerinde düzenlenen festivalin son gününde ailemle birlikte Alaçatı’daydım. İşte size bu festivale gitmek istediğinizde kullanacağınız püf noktaları:

            

1. Öncelikle bu festival inanilmaz kalabalık oluyor ve özellikle girişte yer alan, otların ve yiyeceklerin satıldığı pazarda yürümek imkânsız hale geliyor. Bu yüzden haftaiçi günler gitmeniz daha uygun olur. Eğer haftasonu gitmeniz gerekiyorsa mutlaka sabah çok erkenden yola çıkın ve erken saatlerde orada olun. Mümkünse kahvaltınızı orada yapacak şekilde program yapın. Böylelikle herkesin yataktan kalkıp, kahvaltısını yapıp Alaçatı’ya gezmeye geldiği ve kalabalığın baş gösterdiği saatlerde siz Alaçatı’dan ayrılıyor olacaksınız. Gezmeniz de alışverişiniz de çok daha rahat olacak. Ayrıca öğle sıcağından da korunmuş olursunuz.

            

2. Bilenler bilir, Alaçatı’da sokaklar dar dır. Ama bir evin veya otelin avlu kapısından içeri girdiğinizde çok geniş alanlarla karşılaşırsınız. Dolayısıyla güzel pazarları, standları sadece caddelerde aramayın. Bazı otellerin bahçelerinde çok güzel pazarlar, sergiler kuruluyor. Örneğin bu sene Alaçatı Lokal Pazar, Design Otel içerisinde kurulmuştu. Harika standlar vardı ama festivalin son gününde onlar da kendilerini kapı önüne atmışlardı. Çünkü çoğu insan içeride müthiş bir pazar olduğunu bilmiyordu. Bu tarz otel içlerinde kurulan stand ve pazarlardan festival öncesinde haberdar olmak için sosyal medyayı, özellikle de Instagram’ı takip edin.

             

3. Alaçatı’ya özel araç ile değil de, tur otobüsleri ile gitmek istiyorsanız mutlaka önceden yer ayırtın. Son dakika otobüse binmek için gittiğinizde yer bulamayabilirsiniz veya çok beklemek zorunda kalabilirsiniz. Özel araç ile gidecekseniz arkadaşlarınızla ayrı ayrı gitmek yerine tek araçla gitmeniz çok iyi olur. Zira Alaçatı’da park yeri de problem olabiliyor.

            

4. Festivallerin ilk ve son günlerini tercih etmek her zaman risklidir. İlk gün hazırlıklar tam olamayabiliyor, son gün ise herkes artık yorulmuş ve yıpranmış olabiliyor. Ancak son gün tüm ürünlerin fiyatlarında düşme oluyor. Çünkü satıcılar ellerindeki ürünleri bitirmek veya mümkün olduğunca satmak istiyor. Bu anlamda son gün avantajlı olabilir.

            

5. Alaçatı’ya giderken mümkünse yanınızda su gibi, çocuğunuz varsa kraker vs. gibi ihtiyaçlarınızı yanınızda götürün. Zira Alaçatı çok pahalı bir yer ve her geçen yıl fiyatlar da inanılmaz şekilde artıyor. Suyu standlardan değil de, yerel marketlerden alın. Aksi takdirde 1 şişe suyu 3 TL’ye bile satmaları mümkün.

              

6. Anneler için bir uyarı: lütfen bebek arabası ile festival alanına girmeyin. O kalabalıkta çocuğunuzu pusette tutmanın imkânı yok. Mecbur çocuğunuzu kucakta taşıyorsunuz ve puset hem size hem de diğer insanlara işkence oluyor. Çocuğunuzu kucakta taşımanıza yardımcı olacak bir çözüm sizi çok daha rahat ettirir.

             

7. Alaçatı sokakları taşlıdır. Bu yüzden giyeceğiniz ayakkabı rahat bir spor ayakkabısı veya yürüyüş ayakkabısı olmalı. Bunu niye yazıyorum? Çünkü fuşya renk yüksek topuklu ayakkabı ile gelen bir abla gördüm ve inanamadım.

             

8. Mutlaka fotoğraf makinanızı yanınızda götürün. Alaçatı o kadar güzel bir yer ki ve festival sizi o kadar renkli görüntülerle karşılıyor ki cep telefonu kamerası kesinlikle yetmiyor. Eğer fotoğraf merakınız ve bir de makinanız varsa bu fırsatı değerlendirin. Çektiğiniz her kare zaten çok güzel olacak.

            

Benim festival boyunca yaptığım gözlemlerden çıkardığım notlar böyle. Seneye mutlaka bu festivale katılın. Yola çıkmadan önce bu yazıyı da tekrar okuyun derim…